Tasfiye

Radyolarımızdakini kastetmekte olduğumu sevgili okurlarım anlamış bulunuyorlar sanırım. Bu yazının altındaki imzayı, günlük gazetelerle haftalık dergilerde yıllarca ve evvelce de takip edebilenler, radyolarımızda bir zihniyet tasfiyesine lüzum olduğunu nasıl haykırmış bulunduğumuzu yakından hatırlayacaklardır elbette. Bu sebeple, kendisini hiçbir suretle tanımadığımı, fakat dinamizmine; müterakki görüşlerine kıymet verdiğim Devlet Vekili Sayın Mükerrem Sarol'un iş başına geçtiği günden [...]

Kızınız, fakat dinleyiniz

Basın Yayın'ın ileri kademedeki bazı müdürleri arasında son zamanlarda şahsımızla alakalı bir tayin teklifini sabote etmek gayretleri müşahede edildiğini oradaki ve buradaki dostlarımızdan duyuyoruz. Bize kızıyor sert ikazlarımıza karşı tahammülsüzlük gösterip ileri geri konuşuyorlarmış. Küçük hasetçilerin tarizlerine kulak astığımız yok ama büyüklerin hakkımızdaki korku ile karışık husumetlerine dahi kızmıyorum. Ben diyorum ki Radyolarımızdaki türlü türlü [...]

Piyasada okumak başka, piyasada kalmak başka

İstanbul'dan bize tatlı tatlı mizahi mektuplar yazan "Dalgacı" arkadaşımız, geçen sayılarımızda "Safiye Bacı sahnede" diye bir yazı yazmıştı. Dostumuz Safiye Ayla'nın Tepebaşı'nda okumasını onun piyasaya düşmesi şeklinde yorumluyordu.  Bir gece, ben de bu bahçeye gittim. Baktım; meşhur bir piyasa okuyucumuz çıktı. Tebessümlerini durmadan saça saça mikrofona geldi. "Şey" dedi, "Sevgili dinleyenlerim"; bundan sonra teker teker [...]

Devlet Vekili Sayın Sarol’la dertleşme

Bundan bir hafta evvel İstanbul gazetelerine akseden haberler arasında radyolarımızla yakından alakalanacağınıza dair bir görüşünüz intişar etmişti.  Her yeni gelen Vekil veya Umum Müdür, hatta alakalı müdürler bu mevzu ile alakalanmadı değil. Fakat bu alakanın mahiyeti pek değişikti. Kimi müdür solistlerle, kimisi idarecileriyle, kimisi yakınlarını yerleştirmekle meşgul oldu. İlk defa bu işi tam mesuliyetle ileri [...]

Repertuvar fukaralığı

Geçen gün İstanbul Radyosu'nda kadın solistlerimizden en tanınmışını ve en eskisini dinliyordum. Okudukları arasında bir tek yeni eser yoktu. Eski eserler külliyatında da bir yenisi olsun meşk edilmiş değil; tekrar tekrar dinlediğimiz şarkılar. Üç radyoyu açın; hepsi de böyle.  Doğrusu dinleyici de zannıma göre radyo idaresi de, hatta efendim, solistlerimiz dahi bu halden galiba "gık" [...]

Mevlana’nın türbesi

En son aldığımız habere göre hükûmetimiz Mevlânâ Celâlettin-i Rûmî'nin türbesini tamir için Konya Belediyesi emrine 300.000 lira göndermiştir.  Hükûmeti överim. Türkiye'de türbelerin, tekkelerin sosyal hiç bir fonksiyonu kalmadığını kabul eden hükûmetimiz, aynı zamanda içinde Mevlânâ çapında bir dehânın yattığı başlı başına bir sanat eseri olan Konya'daki türbeyi tamirin de büyük bir hizmet olduğunu kabul etmiştir. [...]

Köşe kapmaca

Bu böyle olmaz ve böyle devam edemez de. Yarım asırdır, hatta Sultan Mecid zamanından beri saray bandosunun yanı sıra yaşayarak gelen Klasik Türk musikisi ile Batı müziği anlaşmazlığı devam ediyor. Cumhuriyet devrinde bu iki ayrı müziğe bir de halk musikisini katıldığını düşünün; şu üç köşeli müzikten milli bir Türk musikisi doğması için daha ne zamana [...]

Piyano refakatinde

Ne tuhaf insanlarızdır; yaşlanır gideriz, çocukça rekabetlerden, özenmelerden kurtulamayız vesselam. Bir dostumuzda kravat mı veya bir eşarp mı gördük, hemen onun aynını sanki bizim üzerimizde de aynı güzellikte duracak ve yaraşacakmış gibi satın alırız. Biri gelir tenha bir mahallenin şurasına bakkal dükkanı mı açar; derhal öteki gelir, bu tarafına yine bir bakkal dükkanı kondurur. Bir [...]

350 lira ve ötesi

İzmir'de bulunan bir sanat okulu hürriyet şehidi Mithat Paşa'nın eserini bir haftadan beri bütün Ege'ye ve yurda yayıyorlar. Yani Mithat Paşa sanat okulu öğrencileri kurdukları radyo ile 42 metre üzerinden gayet net neşriyat yapıyorlar.  Bu işin ize en cazip gelen tarafı, bu radyonun duyduğumuza göre "350" liraya maledilmiş bulunmasıdır.  Zamanımızda bu para ile bir radyo [...]

Onlar

Onları, yani piyasacıları, musikimizin bu bedbaht kolunu düşündüm geçenlerde. Kaliteli musikiyi müdafa edenlerin nazarında seviyeleri hizasına sıfır notu atılmış, öte yandan da şartlar ve türlü amillerle piyasa musiki yolunda "idame-i hayat"a mecbur olmuşlardır. Bu iki sebep onların iki katlı bedbaht sayılmaları için yetmez mi? Her aydın ve musikimizi sever bilir ki; Türk müziğinde üç kol [...]